<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Köprünün Ötesi</title>
	<atom:link href="http://koprununotesi.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://koprununotesi.wordpress.com</link>
	<description>Oyhan Hasan Bıldırki ve Dış Politika</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Feb 2009 22:24:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='koprununotesi.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Köprünün Ötesi</title>
		<link>http://koprununotesi.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://koprununotesi.wordpress.com/osd.xml" title="Köprünün Ötesi" />
	<atom:link rel='hub' href='http://koprununotesi.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>DEMOKRAT OLMAK</title>
		<link>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/28/demokrat-olmak-2/</link>
		<comments>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/28/demokrat-olmak-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 08:01:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oyhan Hasan Bıldırki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/28/demokrat-olmak-2/</guid>
		<description><![CDATA[        Günümüz Türkiye’sinde gündeminin özü, demokrasi. Zamanınızı almak istemiyorum. Hoş, zaten bu iki konu üzerinde açıkça duran, düşünce üreten de yok. Yöneticilerimizin ve yetişkinlerimizin tamamı, hazırda olanı tüketip harcamakta birbirleriyle yarışıyorlar. A’dan Z’ye toplumun bütün kesimlerinde “işin kolayına yatma”, açıkçası “malı götürme” anlayışı var. Aynadaki görüntü, korkunç. Birilerini düştüğü belâdan kurtarmak için, ülke bütünlüğünü, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=99&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="left"><a href="http://koprununotesi.files.wordpress.com/2007/04/darkapi.jpg" title="Darkapı"></a><img border="4" width="320" src="http://koprununotesi.files.wordpress.com/2007/04/darkapi.jpg?w=320&#038;h=240" alt="Darkapı" height="240" style="width:320px;height:240px;" /> </p>
<p align="left">      Günümüz Türkiye’sinde gündeminin özü, demokrasi. Zamanınızı almak istemiyorum. Hoş, zaten bu iki konu üzerinde açıkça duran, düşünce üreten de yok. Yöneticilerimizin ve yetişkinlerimizin tamamı, hazırda olanı tüketip harcamakta birbirleriyle yarışıyorlar. A’dan Z’ye toplumun bütün kesimlerinde “işin kolayına yatma”, açıkçası “malı götürme” anlayışı var. Aynadaki görüntü, korkunç. Birilerini düştüğü belâdan kurtarmak için, ülke bütünlüğünü, milletin birliğini tehlikeye atmaktan çekinmiyoruz. Bunları yaparken de, en göz alıcı şaldan biçilip dikilmiş olan “demokrat elbisemizin ütüsüne bile” dikkat etmiyoruz.<br />
      Temel cümle, esprilerin en güzeli: Demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesidir. Ancak; bu kendi kendini yönetmenin, halkoyuyla işbaşına getirilen temsilciler aracılığıyla olduğunu da asla unutmayalım. Burada bir gariplik var ama, çözebilene aşk olsun demekten başka ne yapabiliriz? Herhalde Costa Rica’da, doğrudan yönetim biçimi hayata geçirilmiş olmalı ki, dışişleri bakanımızdan rivâyetle, başbakanımızın bu fikirde olduğunu öğrendik. Demokrat ülke diye tarif edilen Costa Rica’dan, bir arkadaşıma bahsedince, o, hiç duraksamadan bana sordu:<br />
      Bu Costa Rica (Kostarika) dediğin yer, Söke’den büyük mü?<br />
      Sorudaki alaycı yaklaşımdan; ülkeler, toprak veya nüfus oranlarıyla büyüdükçe demokrasinin zorlaştığını anlıyoruz. İşin özü; haritada bir nokta olursan, demokrasi var. Fakat noktaları sıralayıp büyütürseniz, bu defa demokrasinin açmazlarıyla göğüs göğse geliyorsunuz.<br />
      “Her işin başı, eğitim.” diyenlere hak vermemek olmaz. Eğitimsizlerin, eğitilmemişlerin boy gösterdiği toplumlar, işte görüyorsunuz, hem maddî, hem de manevî alanlarda karanlığa yakalanıyorlar. Bu öyle bir karanlık ki, yakasını ele geçirdiği toplumları, belki de ciğeri on para etmeyecek olanların güdümüne sokuveriyor. Bu sonuç, korkunç değil de nedir? Böyle bir sonuca katlanmamak için, işin kestirmesini tutup, güzelini yerine getirmek gerekiyor. Bir kere bizde; sahip olduğumuz toplam nüfus oranında “demokrasi anlayışı” ve o kadar da çok birbiriyle tezada düşen “demokratlarımız” var. Demokrasinin öncelikle bir eğitim işi olduğuna inanıyorsak, demokrasinin gerçek tarifinde birleşip, hiç vakit geçirmeden bu noktadan başlayarak, önce demokratlarımız başta olmak üzere, bütün millete, demokrasinin ne olduğunu tez elden, yeni baştan öğretmeliyiz. Sözlüğe yazmakla, uğrunda koca koca kitaplar basmakla, gerekli yerlerde de ona buna dersini vermekle “demokrasi” olmuyor, öğretilemiyor. Hepimiz çok iyi biliriz: “Kokmuş çorap” adamı rezil eder. Üşenmeyip de işe ayaklardan başlasak, o güzelim ayakkabıların içinde ne kadar da çok kokmuş çorabın olduğunu görünce, keyfimiz kaçacak, sağlığımız bile bozulacaktır.<br />
      Görür gibi oluyorum: Kokmuş çorap örneğinin, demokrasi ile ne ilgisi var, der gibisiniz. Ateşin üstündeki közü aralarsanız, altındaki yangını görürsünüz. Adama bakıyorsunuz, demokrasiyi anlatırken; ağzından bal akıyor. Dinledikleriniz karşısında bayılıyorsunuz. Beride, aynı adama, bu defa bir başka “arena”da rastlıyorsunuz. O güzellikler, o canım incelikler bitmiş, ortalık “budaklı kütüklere” kalmış. Şaşırıyorsunuz, şaşırıyorsunuz!<br />
      “Demokrat olmak”, her babayiğidin harcı değil, er babayiğidin harcıdır. Eğitimle biz, işe tersinden başlayacak; “er babayiğidin” bildiği, benimsediği, uğrunda ölümü bile göze almaktan çekinmediği, insanı kucaklayan bir demokrasi anlayışını, A’dan Z’ye, her babayiğidimize öğreteceğiz. İşin neresinde, hangi ölçüde sınırlama yapılacaksa, hangi noktadan sonra suç dediğimiz “eylem”ler ortaya çıkacaksa, bunlar da açık seçik ortaya konmalıdır.<br />
      Sahi, biz neden bahsediyoruz?<br />
      Aslında demokrat olmak, adam olmak demek değil midir?<br />
      <em>27 Eylül 2000</em></p>
<p align="left">      <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ</strong></p>
</blockquote>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/koprununotesi.wordpress.com/99/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/koprununotesi.wordpress.com/99/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/koprununotesi.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/koprununotesi.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/koprununotesi.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/koprununotesi.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/koprununotesi.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/koprununotesi.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/koprununotesi.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/koprununotesi.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/koprununotesi.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/koprununotesi.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/koprununotesi.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/koprununotesi.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/koprununotesi.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/koprununotesi.wordpress.com/99/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=99&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/28/demokrat-olmak-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8278b44f035f6aa27157d345c44fff4f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Oyhan Hasan Bıldırki</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://koprununotesi.files.wordpress.com/2007/04/darkapi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Darkapı</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ÇAYCI</title>
		<link>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/27/cayci-2/</link>
		<comments>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/27/cayci-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Sep 2007 07:56:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oyhan Hasan Bıldırki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serseri]]></category>
		<category><![CDATA[İç Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/27/cayci-2/</guid>
		<description><![CDATA[      İlk gün, bütün Türkiye’de hemen herkes nefesini tuttu. Mudanya’da ilgilisi olsun veya olmasın, bütün dünya medyasının temsilcilerinin de bulunduğu, tarihî “Öcalan Davası” başladı. Cam kafesteki Öcalan, “bu defa can kafesini kurtarabilme” düşüncesiyle hareket ediyor. Şehit yakınlarından özür dileyen Öcalan; şayet kendisine fırsat verilirse, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti için elinden gelen yardım ve hizmetleri [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=98&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="left">      İlk gün, bütün Türkiye’de hemen herkes nefesini tuttu. Mudanya’da ilgilisi olsun veya olmasın, bütün dünya medyasının temsilcilerinin de bulunduğu, tarihî “Öcalan Davası” başladı. Cam kafesteki Öcalan, “bu defa can kafesini kurtarabilme” düşüncesiyle hareket ediyor. Şehit yakınlarından özür dileyen Öcalan; şayet kendisine fırsat verilirse, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti için elinden gelen yardım ve hizmetleri yapabileceğini de söylüyor.<br />
      Öcalan bu!<br />
      Yakalandığı ilk günden bu yana, aynı türküyü söylemeye devam eden Öcalan, şayet bir fırsatını bulursa ya da kendisine bu fırsat sağlanırsa, tükürdüğünü yalamaz da, “milletimize hayırlı hizmetlerde” (!) bulunur. Israrın bu kadarına, değeri çok ucuzlatılmış yüzsüzlüğün bu kadarına pes doğrusu.<br />
      Dışardan ve içerden, yukardan ve aşağıdan; üstelik kendilerini aydınlar topluluğunun kutup yıldızları olarak görme cesaretini gösterenlerden birçokları da, “onun bu alçalışını” hayranlıkla seyrediyorlar. Ancak seyretmekle de kalmıyor, temcit pilavı gibi “bu ninnileri” bize yutturmaya kalkışıyorlar. Bu desteklerin şişirdiği “boş teneke”, tangır tungur konuşuyor. Hızını aldıkça, daha da enteresan tekliflerle milletimizin karşısına çıkacağını, ilerideki günlerde hep birlikte göreceğiz.<br />
      Öcalan, psikolojik bir hadise. Psikolojik rahatsızlığı olanların en zayıfı. Kudretli olduğunu zannettiği günlerde, kimin kucağını bulduysa, dinlenmek için “o kucağa” oturmuş. Döktüreceklerinden, adını yedisinden yitmişine ülkemin insanlarının tamamının ezbere bildiği “o kucak”lar oldukça rahatsızlar. Bu yüzden olsa gerek, mahkeme heyetinin kararlarının şu veya bu kurum ya da kuruluşların hoşuna gitmeyeceğini bildiklerinden, daha şimdiden “armudun sapını, üzümün çöpünü” aramak için “Ağrı Dağı’nın Zirvesi’ne” ulaşma yarışına soyundular. Efendim, Avrupa ne dermiş? Efendim, DGM’ler?..<br />
      Öteden beri, “aynaya bakmayan insanlara” olabildiğince kızarım. Kendi ayıplarını aynada görmenin veya görecek olmanın telâşını yaşayanlar, elbette Öcalan’ı arkalayacaklar. Elbette bu boş tenekenin “zafer kazanması için” koltuk kovaltacaklar.<br />
      Fakat, bu konuda milletçe bize düşen iş; koltuk kovaltıcıların tamamını, hiçbirini de kıyıda köşede bırakmamak  kaydıyla, en kısa zamanda birer ayna sahibi yapmak olmalıdır. Aynaya bakanlar, gerçekleri gördükçe, belki de ayılırlar, onca “şehit ve gazi”lerimizin sebebi olan bu adam ve çığırtkanlarından eteklerini çekerler.<br />
      Hoş, şayet çok istiyorsak, söylediği ninniye umut bağladıysak; Öcalan denilen hastaya herhangi bir mahkeme kapısında, izbe bir köşede “çaycılık görevi” verelim de, bari yüce milletimize hizmet etmenin bahtiyarlığını yaşasın!<br />
      Beyaz önlüklü ve elindeki fenerle dolaşan Apo, insana ne kadar keyif verir bilir misiniz?<br />
      “Canınız çay mı istedi, ne?”<br />
      Bakalım daha bu ayna, neler gösterecek?<br />
      Boş teneke, neler neler dillendirecek?<br />
      <em>2 Haziran 1999</em></p>
<p align="left">      <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ</strong></p>
</blockquote>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/koprununotesi.wordpress.com/98/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/koprununotesi.wordpress.com/98/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/koprununotesi.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/koprununotesi.wordpress.com/98/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/koprununotesi.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/koprununotesi.wordpress.com/98/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/koprununotesi.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/koprununotesi.wordpress.com/98/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/koprununotesi.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/koprununotesi.wordpress.com/98/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/koprununotesi.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/koprununotesi.wordpress.com/98/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/koprununotesi.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/koprununotesi.wordpress.com/98/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/koprununotesi.wordpress.com/98/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/koprununotesi.wordpress.com/98/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=98&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/27/cayci-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8278b44f035f6aa27157d345c44fff4f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Oyhan Hasan Bıldırki</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>YAZARINI BEKLEYEN TOPRAKLAR</title>
		<link>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/26/yazarini-bekleyen-topraklar/</link>
		<comments>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/26/yazarini-bekleyen-topraklar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Sep 2007 07:51:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oyhan Hasan Bıldırki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Gap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/26/yazarini-bekleyen-topraklar/</guid>
		<description><![CDATA[      Okuyanlar bilir. “Drina Köprüsü”yle İvo Andriç Yugoslavya’yı, “Gulag” dizileriyle Soljenitsin, “Durgun Akardı Don”uyla Şolohof, “Gün Uzar Yüz Yıl Olur”uruyla  Cengiz Aymatov Rusya’yı, “Baragan’ın Dikenleri”yle de Panait İstrati Romanya’yı, daha doğru bir deyimle, üzerinde yaşadıkları toprağın vatanlaştırılmasının destanın yazmakla tanıtmışlardır. Onlar, yaşadıkları ülkelerdeki “değişim süreci”ni yakalamakla kalmamışlar, sonradan solup silinecek fotoğrafların yerine, bu olayı yazarak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=97&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="left">      Okuyanlar bilir. “Drina Köprüsü”yle İvo Andriç Yugoslavya’yı, “Gulag” dizileriyle Soljenitsin, “Durgun Akardı Don”uyla Şolohof, “Gün Uzar Yüz Yıl Olur”uruyla  Cengiz Aymatov Rusya’yı, “Baragan’ın Dikenleri”yle de Panait İstrati Romanya’yı, daha doğru bir deyimle, üzerinde yaşadıkları toprağın vatanlaştırılmasının destanın yazmakla tanıtmışlardır. Onlar, yaşadıkları ülkelerdeki “değişim süreci”ni yakalamakla kalmamışlar, sonradan solup silinecek fotoğrafların yerine, bu olayı yazarak anlatmışlardır. Bana kalırsa, iyi de yapmışlardır. Sovyet döneminin ıstırabını, toprak işlenirken çekilen acıları, değişen coğrafyanın hikâyesini, ancak onların sayesinde anlayabiliyorsunuz.  Herhalde dününü, bu eserlerden tanıyan bölgenin insanı, üzerinde yaşadığı toprağın değerini çok daha iyi kavramaktadır. Bu yüzden onlar, ülkelerine bizden daha çok bağlılar.<br />
      Boynu bükük ama geleceğe umutla bakan, kendisine yaklaşana gülümseyen GAP’ı gördüm. Dün, sık sık “Doğu, doğu!” diye bağıranların sustuğunu da biliyorum. Aslında susar gibi görünen dünkü bağıranlar, şimdi başka tezgâhların peşindeler. Bunu da görüp yaşıyoruz. Bu toprakları bizden koparma işine soyunmuşlar, örüp karıştırmaya devam ediyorlar. Beride biz, kös dinliyoruz.<br />
      Hoş, çiçeği burnunda Kültür Bakanımız; popçu, baleci, aryacı takımıyla doğu ve güneydoğuyu fethe çıkmış, kültürümüzü taşıyorlar. Projenin bedeli olarak da, “on iki milyar” liralık bütçe ayrılıyor. Yani elde para mevcut, yeter ki iş yapılsın, bölge, sanatçı akınını yaşasın. Bana göre fikir güzel, yol yanlış.<br />
      Öyleyse doğru olan ve beklenen nedir?<br />
      Bence, onca para, sonuçta sokağa atılacağına, Türkiye çapında bir duyuru sonunda, iyi plânlanmış bir programla yazar ve şairlerimiz çağrılabilirdi. Hiç olmazsa, durumu elveren on iki yazar ve şair, uzun zaman bölgede konaklamak kaydıyla, yazarını bekleyen toprakların hasretini dindirebilirdi.<br />
      Vakit, henüz geç değil. Yazarlarımızı bu işe yüreklendirmeli, bölgedeki değişim sürecini yakalamalıyız. Ülkesini seven kalem sahibinin vuracağı darbeler, modern Türkiye’nin çağdaş romanı, hikâyesi ve şiiri olacaktır. Buna eminim. Yeter ki yazarlarımıza bu fırsat tanınsın. Böyle yapmazsak, yapılan işin büyüklüğünü, mânâsını, yarın kimseye anlatamazsınız. Yeşeren toprak, bacası tüten fabrika, gemlenen Fırat, sayılı mavi baraj gölleri, yazarını, şairini bulmazsa, Güneydoğu gerçeği fark edilemez, küçük hesaplarımızın arasında kaynar gider.<br />
      Fakat yazarını bekleyen toprakları, beklediklerine kavuşturduğumuz gün, toprak vatanlaşır, kutsallaşır. Aydınlanan insanımız, eşkıyalığın her türlüsüne pabuç bırakmaz. Üzerinde yaşadığı toprağın hakkını verir.<br />
      Yaparken göz ardı ettiğimiz geleneksel eksikliğimizi bir tarafa bırakıp, “bereket ambarlarımızın destanı”nı, bu defa mutlaka yazdırmalıyız.<br />
      Gecikirsek, tarih bizi affetmez!<br />
     <em> 5 Eylül 1995</em></p>
<p align="left">      <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ</strong></p>
</blockquote>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/koprununotesi.wordpress.com/97/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/koprununotesi.wordpress.com/97/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/koprununotesi.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/koprununotesi.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/koprununotesi.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/koprununotesi.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/koprununotesi.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/koprununotesi.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/koprununotesi.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/koprununotesi.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/koprununotesi.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/koprununotesi.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/koprununotesi.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/koprununotesi.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/koprununotesi.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/koprununotesi.wordpress.com/97/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=97&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/26/yazarini-bekleyen-topraklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8278b44f035f6aa27157d345c44fff4f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Oyhan Hasan Bıldırki</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SONSUZ KOŞU</title>
		<link>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/25/sonsuz-kosu/</link>
		<comments>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/25/sonsuz-kosu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Sep 2007 07:46:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oyhan Hasan Bıldırki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özbekistan]]></category>
		<category><![CDATA[Bakü-Ceyhan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/25/sonsuz-kosu/</guid>
		<description><![CDATA[      Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel, “sonsuz koşu”da!       İçerideki cambazlarımız, “birbirlerini alt etmenin çarelerini” ararlarken, O, küçük ayrıntıların peşinde. Dün; Özbek diyârında, bütün şimşekleri üzerine çekerken, şimdi İran yollarında.  Boğuşanların unuttuklarını “toplamakla” meşgul. Bilerek çıktığı yolda, “kaybeder gibi olduklarımızı” kazanmanın çarelerini arıyor. Bu yolda da, “yemediği taş” kalmadı.       O’nun nüktedan tarafını çok iyi biliyorsunuz. Sonuçta [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=96&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="left">      Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel, “sonsuz koşu”da!<br />
      İçerideki cambazlarımız, “birbirlerini alt etmenin çarelerini” ararlarken, O, küçük ayrıntıların peşinde. Dün; Özbek diyârında, bütün şimşekleri üzerine çekerken, şimdi İran yollarında.  Boğuşanların unuttuklarını “toplamakla” meşgul. Bilerek çıktığı yolda, “kaybeder gibi olduklarımızı” kazanmanın çarelerini arıyor. Bu yolda da, “yemediği taş” kalmadı.<br />
      O’nun nüktedan tarafını çok iyi biliyorsunuz. Sonuçta Rus Petrolü olarak “Boğazlar”ımızdan geçecek olan “neft” için, oldukça mânidâr konuşuyor: “Rus petrolünü boğazımızdan geçirtmeyiz.”<br />
      Rusya Federasyonu ayakta. Yöneticileri; “Ah, Amerika desteği olmasa!” diye diş gıcırdatıyor. Fakat ne iktidarımızda, ne muhalefetimizde, hakkımızda tezgâhlanan oyunlara karşı yankı var. Hadi milletçe biz “tepkisiz” olup çıktık ama “saygıdeğer vekillerimize” ne oluyor? Haklarımızın takipçisi kim? Onlar değil mi?<br />
      “Bakü-Ceyhan petrol boru hattı”, hikâyeleşti. Zaferi, başkalarıyla paylaşmak istemeyenlerin heyecanı, diğerlerini de “gaflete boğdu”. Kendi paramızla, kendi projemizle cümle âleme rezil olduk. Kendi bindiğimiz dalı, fütursuzca kestik, kesebildik. Dal yere inince de, şaşkınlığımızdan olmalı, “işin peşini” bırakıverdik.<br />
      Fakat, işte bırakmayan biri var: Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel, konunun hakkını olanca ağırlığıyla veriyor. Varsın, vekillerimiz “tıs” geçsin. Zaten onlar, neyin umurundalar ki?<br />
      “Sıkıştıranı, sıkıştıracaksın.”<br />
      Dış politikada zafer kazanmanın en kestirme yolu, bu. Bu yolu yok sayarsanız, hiçbir zafere imza atamazsınız. Sayın Demirel, bunun farkında. Durmadı, “Özbek diyârı”na uçtu. İslâm Kerimoğlu ile buluştu, dirsek temasına geçti. İnandıklarını sıraladı, umduklarını da aldı. Özbeklerle imzaladığımız “Ebedî Dostluk Anlaşması”, bunun en canlı örneklerindendir. Aslında bu, Rusya Federasyonu’nu arkasından sıkıştırmaktır. Sıkıştırılan, iğnenin kendisine battığına kanaat getirince, bütün dünyayı ayağa kaldırma savaşı veriyor. Beride, bir Cumhurbaşkanımız ayakta! Dışındakiler, “Ali Cengiz oyunları” bayramındalar. Yüreğim varmıyor ama, söylemeden geçemeyeceğim. Herhalde içlerinden çoğu için, Kazak veya Azeri petrolleri Türkiye’den, fakat bizim topraklarımızdan geçse ne fark eder? Amaç; petrolü ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaksa, ha Boğazlar’dan geçmiş, ha Yunanistan’dan Ege’ye taşınmış, ne yazar?<br />
      Tarihin önümüze çıkardığı fırsatları, elimizden kaçırıyor gibiyiz. “Gibisi fazla”, kaçırdık gitti bile. Fakat Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel’den umutluyuz. O, “gaflette” değil. Yakaladığı fırsatı, lehimize dönüştürebilmenin savaşına soyunmuş. Bu yüzden, çıktığı sonsuz koşuyu sürdürüyor. Sürdürmeli de! Çünkü, “elimizden uçup gidenleri”, içeride birbirlerini yok etme cambazlığına yatanlar, geri getiremezler. Onlar birbirlerini yeme değil de, “temiz eller” sevdasındalar. Bu sevda, ateşi diğer bacaları sarmadan bitse de milletimizin dertlerinin “halli”ne dönebilseler. Umudumuz, ümidimiz bu!<br />
      Yoksa, “rahmetli Özal’ın yalnızlığı”, Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel’e de “kader olup çıkar!” Korkularım gerçekleşirse, Özbeklerle imzalanan “Ebedî Dostluk Anlaşması”nın, ne önemi kalır? Endişem, bu noktada düğümleniyor.<br />
      <em>15 Mayıs 1996</em></p>
<p align="left">      <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ</strong></p></blockquote>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/koprununotesi.wordpress.com/96/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/koprununotesi.wordpress.com/96/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/koprununotesi.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/koprununotesi.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/koprununotesi.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/koprununotesi.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/koprununotesi.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/koprununotesi.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/koprununotesi.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/koprununotesi.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/koprununotesi.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/koprununotesi.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/koprununotesi.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/koprununotesi.wordpress.com/96/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/koprununotesi.wordpress.com/96/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/koprununotesi.wordpress.com/96/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=96&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/25/sonsuz-kosu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8278b44f035f6aa27157d345c44fff4f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Oyhan Hasan Bıldırki</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>TÜRK OLMAK</title>
		<link>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/23/turk-olmak/</link>
		<comments>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/23/turk-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Sep 2007 07:35:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oyhan Hasan Bıldırki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Millî Kimlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/23/turk-olmak/</guid>
		<description><![CDATA[        Yaşadığımız günler, tereddütler harmanı. Acabalar, öyle miler, bütün dillere pelesenk olmuş. Saman altından su yürütenler keyifte, büyük çoğunluk umutsuz. Yukarıyı kokutan çirkef, büyük çoğunluğu giderek birbirinden çözüyor. Çözülme, zayıflık demektir. Yılan, kızan, küsen büyük çoğunluk, her şeyden elini eteğini çekiyor. Ülkemde doğruları konuşan yok.       Hayır, hayır! Herkes, kendi doğrularını her fırsatta haykırıyor. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=95&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="left"><img border="3" width="302" src="http://www.tonyukuk.net/1images/bozkurt11.jpg" alt="Bozkurt" height="219" style="width:302px;height:219px;" /> </p>
<p align="left">      Yaşadığımız günler, tereddütler harmanı. Acabalar, öyle miler, bütün dillere pelesenk olmuş. Saman altından su yürütenler keyifte, büyük çoğunluk umutsuz. Yukarıyı kokutan çirkef, büyük çoğunluğu giderek birbirinden çözüyor. Çözülme, zayıflık demektir. Yılan, kızan, küsen büyük çoğunluk, her şeyden elini eteğini çekiyor. Ülkemde doğruları konuşan yok.<br />
      Hayır, hayır! Herkes, kendi doğrularını her fırsatta haykırıyor. Fakat dikkat edin; yalnız kendi doğrularını&#8230; Bu doğruların ortak noktasını bulma, bulabilme, anlama yeteneğimiz kalmadı mı, ne?<br />
      Ben, <strong>“Türk’üm!”</strong> Belki, bu adla anılan milletin ırkî özelliklerini taşımıyorum. Bu, benim için önemli de değil. Ancak <strong>“Türk olmaktan utananlar”,</strong> çok defa <strong>“ırkî özellikler”</strong> meselesini öne çıkarmışlar, ilkin milletimi bu şekilde düşündüre korkuta sarsmışlardır. Halkı yönlendirenlerimiz nedense, her şey olmalarına rağmen <strong>“Türk olmak”</strong>tan kaçınmışlardır. Bu tutum, yaşadığımız günleri hazırlamıştır. Halk, baştakilerin dediğine göre; <strong>“İnandığından değil, sadece köprüyü geçmek için”</strong> davranmaya alışmıştır. Türkiye’nin buhranı, açmazı işte burada.<br />
      Bu yüzden, sizi bilmem ama; <strong>“Ben Türk’üm!”</strong> Çünkü bu millete mensup olmak, her kişinin kârı değil, er kişinin kârıdır. Türk milleti, Allah tarafından kendisine verilen misyonu uygulayan, bu misyonu da tek başına götüren bir millettir. Milletinin adını da içinde taşıyan bir kitabın yazarı olan Kaşgarlı Mahmut, ünlü eserinde bir kutsî hadisten söz ederek şöyle diyor: <strong>“Ben, yeryüzünde bir ordu-millet yarattım. Bu millete dillerin ve dinlerin en güzelini verdim. Yeryüzünde herhangi bir millete kızarsam, bu ordu milleti onların  üzerine gönderir, onları yok ederim. Bu ordu milletin dilini ve dinini öğreniniz.”<br />
</strong>      Bazılarınızda eşitlik duygularının depreştiğini görür gibi oluyorum. Türk’ü hazmedemeyenler, ilk itirazlarını bu noktaya yöneltiyorlar, <strong>“üstün ırk”</strong> masalına yatıyorlar. Ben, bu noktadan uzağım.  Ben, görevlendirilmenin farkındayım. Bu şuurla da <strong>“Türk’üm!”</strong> diyebilmekteyim. Çünkü Türklük; birlik ve dirlik demektir. Birliğin olduğu yerde ilerleme de, şeref de vardır. Hele, Türk olmanın vereceği gurura doyum olur mu?<br />
      Türk, dünya tarihinin parlayan <strong>“tek kutup yıldızı”</strong>dır. O tarihe, dikkatle bakınız. Dilerseniz büyüteçle yeni baştan inceleyiniz; ikinci bir örneğe rastlayamazsınız. O halde, hem Türkiye’nin nimetlerinden, denizinden, güneşinden faydalanmak, hem de <strong>“Türk olmaktan utanmak”</strong> ikilemine düşmek niye? Herhalde ilkindeki çıkar duygusunun sürmesi için, sorumluluktan kaçmak için, Türk olmaktan korkuyoruz.<br />
      Bana göre bu tutum, alçaklıktan başka bir şey değildir. Öyle ya! Hem Türkiye’de yaşayacaksın, vergi vermemek dahil bütün ayrıcalıklardan faydalanacaksın, hem de işler sarpa sardığında tereyağından kıl çeker gibi bir davranışla başka milletlerin, daha doğrusu <strong>“azınlıkların”</strong> mensubu olmakla övüneceksin! Bunun adı <strong>“hainlik değilse nedir?”</strong> söyler misiniz?<br />
      Halbuki:<br />
     <strong> “Türk olmak</strong>”, hür olmak demektir. Türk’ün olmadığı yerde tam istiklâl yoktur. <strong>“Türk olmak”</strong>, adam olmak demektir. Bizim de amacımız, ne olursa olsun, her şeye rağmen <strong>“adam olmak”</strong> değil midir?<br />
     <em> 28 Ocak 1997</em></p>
<p align="left">     <strong> Oyhan Hasan BILDIRKİ</strong></p>
</blockquote>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/koprununotesi.wordpress.com/95/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/koprununotesi.wordpress.com/95/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/koprununotesi.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/koprununotesi.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/koprununotesi.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/koprununotesi.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/koprununotesi.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/koprununotesi.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/koprununotesi.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/koprununotesi.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/koprununotesi.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/koprununotesi.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/koprununotesi.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/koprununotesi.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/koprununotesi.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/koprununotesi.wordpress.com/95/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=95&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/23/turk-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8278b44f035f6aa27157d345c44fff4f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Oyhan Hasan Bıldırki</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.tonyukuk.net/1images/bozkurt11.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Bozkurt</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>“ÖLMESEYDİ&#8230;”</title>
		<link>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/21/%e2%80%9colmeseydi%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/21/%e2%80%9colmeseydi%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Sep 2007 07:18:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oyhan Hasan Bıldırki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çeçenler]]></category>
		<category><![CDATA[Dudayev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/21/%e2%80%9colmeseydi%e2%80%9d/</guid>
		<description><![CDATA[        Ölmeseydi, heykelini mi dikecektik? “Asla!”       Dudayev’den bahsediyorum. “Çağının yalnızı fakat en kahramanı” olan adamın kıymetini, öldükten sonra mı bilebileceğiz?       O’nu, “yaftalı apoletinden başka” mahareti olmayan, “tek dişi kalmış canavar”a boğdurduk. “Şahadeti” hakkında “ayrıntılı bilgimiz” yok. Olsa bile, “sergileyemeyiz”.       Çünkü biz, “kuzeydeki komşumuzdan çekiniriz”. Hatta bu çekinceyi, kendimize “millî huy” bellemişiz. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=94&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="left"><img border="3" width="320" src="http://my.opera.com/chakirali/homes/albums/82552/thumbs/C_Dudayev.jpg_thumb.jpg" alt="Çakır Dudayev" height="240" style="width:320px;height:240px;" /> </p>
<p align="left">      Ölmeseydi, heykelini mi dikecektik? “Asla!”<br />
      Dudayev’den bahsediyorum. “Çağının yalnızı fakat en kahramanı” olan adamın kıymetini, öldükten sonra mı bilebileceğiz?<br />
      O’nu, “yaftalı apoletinden başka” mahareti olmayan, “tek dişi kalmış canavar”a boğdurduk. “Şahadeti” hakkında “ayrıntılı bilgimiz” yok. Olsa bile, “sergileyemeyiz”.<br />
      Çünkü biz, “kuzeydeki komşumuzdan çekiniriz”. Hatta bu çekinceyi, kendimize “millî huy” bellemişiz. “Haritalarda düzeltme yaptırma cesaretini kendimizde görmediğimiz için”, kuzey komşumuzun “sözüm ona sınırları arasında kalan” kardeşlerimize bile “Türkî” diyebilme olgunluğuna sahibiz.<br />
      “Dudayev öldü”. Dünyada değişen bir şey yok! Yaşadığımız dünyanın bize bakan yüzü, “aynı çirkinlikte”. Yine, her tarafta kan gövdeyi götürüyor. Yine, “hürriyet isteyen nefesler”, acımasızca kesiliyor. Dengeler; hürriyet isteyenden yana değil, “vermeme direncini gösterenden yana” kuruluyor. “Cambaz, aynı ipte dans ediyor”. Bu dans edişin bedeli, onca canmış, kimin umurunda? Barış, zaten “kaldırıldığı rafta” duruyor. Kılıcın işi bitmeyince de, bulunduğu yerden indirileceği yok. “Savaş mı?” İşte görüyorsunuz o, “berdevam”. Hiçbir zaman da biteceği yok. Çünkü bu cambaz, her kılığa girebiliyor. Bakıyorsunuz, “kâh sevgi oluyor”, aramıza karışıyor, “kâh en körpe umutlar pazarına” dostluk denilen nesnenin “ipliğini” çıkarıyor.<br />
      İnanır mısınız? “Raftan inmeyen barıştan, bizi can evimizden hançerlemenin pusularına yatan sevgiden, umut pazarlarında kantarla satılır hale getirilen dostluklardan” nefret ediyorum. Bu üçlüyü, hele yan yana, kol kola görürsem, “keyfim kaçıyor”.<br />
      Çünkü, “doğduğumuzda bulduğumuz dünya dengesi”; bu üçlü sayesinde çok geçmeden bozuluyor. “Savaş, işin tuzu biberi”. Savaş, kalleşlikler yumağı. Köroğlu, doğru demiş: “Delik demir çıktı, mertlik bozuldu. Şimdi kılıç, kında paslanmalıdır.” Paslandı mı? Asla! Kılıç da cambaza uydu. O da kılıktan kılığa girdi. Soyunup dökündü, “bukalemunlaştı”. Çağdaş oldu, vesselâm!<br />
“Dudayev’in öldürülüşü”, bütün dünyanın ayıbı. Bu ayıbı da, hiçbir şekilde temizlemek mümkün değil. Çünkü, bu ayıbın her zerresinde, “bizim suçumuz” var. Kastımız diyemeyeceğim ama “kusurumuz” var.<br />
      Dudayev, sonsuzlar kervanına eklenen bir kahraman. Adı, dillerde efsane. Zaten o, “efsaneler geleneğinin şimdilik sonuncu halkası” değil mi? Kahramanlar öldürülünce ya da ölünce, “ölümsüzleşir”ler. Onlar, “inanç billurlarından dokunan” nadide yakutlardır. Sağlıklarında bu yakutların “kıymeti” bilinmez. Zira az da olsa herkes, “sadece kendisini kahraman”, hatta “en kahraman”sayar. Bu, bizim “zavallı yanımız”dır. Dudayev’den sonra, “bayrak yere düştü mü?” Hayır! “Ölüm nöbetine hazır kahramanlar”, sonraki sıraya geçtiler. Her şeye rağmen, “Çeçenistan’da hayat, devam ediyor.” Çocuklar, yine umut dolu. Vakitleri varsa, oynadıkları oyunlarda, aralarında çoğu “Dudayev” oluyor. “Barış mı?” O, bu tarafta, “cesareti noksan olanların safında”, kılık değiştirme yarışında. Doğan günle yarışırcasına, bir bakıyorsunuz “sevgi” olup esiyor, “dostluk” diye tezgâhlarda dokunuyor.<br />
      Fakat; “Bir kere yücelen bayrak, asla yere inmez.”<br />
      <em>10 Mayıs 1996</em></p>
<p align="left">      <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ</strong></p>
</blockquote>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/koprununotesi.wordpress.com/94/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/koprununotesi.wordpress.com/94/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/koprununotesi.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/koprununotesi.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/koprununotesi.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/koprununotesi.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/koprununotesi.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/koprununotesi.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/koprununotesi.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/koprununotesi.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/koprununotesi.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/koprununotesi.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/koprununotesi.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/koprununotesi.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/koprununotesi.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/koprununotesi.wordpress.com/94/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=94&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/21/%e2%80%9colmeseydi%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8278b44f035f6aa27157d345c44fff4f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Oyhan Hasan Bıldırki</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://my.opera.com/chakirali/homes/albums/82552/thumbs/C_Dudayev.jpg_thumb.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Çakır Dudayev</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>YALNIZ KURT</title>
		<link>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/19/yalniz-kurt/</link>
		<comments>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/19/yalniz-kurt/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Sep 2007 07:09:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oyhan Hasan Bıldırki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çeçenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnız Kurt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/19/yalniz-kurt/</guid>
		<description><![CDATA[      İlk defa “Çeçen olmadığıma” sevindim.       İlk defa da “Çeçen olmadığıma” üzüldüm.       Çelişkiyi görüyorsunuz değil mi? Ama bu çelişki, benim ikilemlerimden, kararsızlığımdan doğmuyor. Bu çelişki, 21. yüzyıla adım adım yayılan bir “lekenin genel adı” olmalı. Umut bağladığımız bu çağ, “hasta”. Bu çağ, doğmadan, doğmadan “ölümcül yataklara” düşecek gibi. Önceki yüzyılın bütün artıkları, onun [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=93&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="left">      İlk defa “Çeçen olmadığıma” sevindim.<br />
      İlk defa da “Çeçen olmadığıma” üzüldüm.<br />
      Çelişkiyi görüyorsunuz değil mi? Ama bu çelişki, benim ikilemlerimden, kararsızlığımdan doğmuyor. Bu çelişki, 21. yüzyıla adım adım yayılan bir “lekenin genel adı” olmalı. Umut bağladığımız bu çağ, “hasta”. Bu çağ, doğmadan, doğmadan “ölümcül yataklara” düşecek gibi. Önceki yüzyılın bütün artıkları, onun tarlasına “fitne tohumları” olarak ekildi gitti. İnsanlık, baştan yanlış yaptı. Yanlışlıklarından da döneceği yok.<br />
      Çeçenler, yapayalnız! Bazılarını, daha doğrusu bizimkileri dışlarsak, Çeçenlerin kimsesi yok. “Hürriyetin bezirgânları” hangi delikte yumak oldular da ortalıkta gözükmüyorlar? Özgürlük üzerine “ağıt yakma”, moda olmaktan çıktı. Artık “hürriyet şairleri”nin yüreği sızlıyor. Hürriyet, “kan emici”lerin insafına bırakılmış. Bizi saran şafakların rengi değişmiş.              <br />
      Ama siz, bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen Salman Raduyev’i unutabilir misiniz? “Kızılyar Baskını”nı, bu baskının dayandığı ana fikri, “Pernomaskaya katliâmı”nı görmezden gelebilir misiniz?   Salman Raduyev, “Çeçen umut şafağının üçüncü basamağı”dır. Dudayev’den sonra Şamil, daha sonra Salman. Canavarın hıncına göğüs geren basamaklar tükenip kırılacağına, ardı sıra birer birer yükseliyor. Yükselişin sırrı, “hürriyete duyulan iman” olmalı. Zaten “imansız medeniyet” vahşet demektir. Okuduğumuz tarih, bu vahşetin özetleriyle dolu. Doluluk, anlayışı kıt olanlar için sadece “yaprakların çoğalışı”nı hızlandırmış. “Vahşet, okkayla ölçülecek hale” gelmiş.<br />
      Büyük çoğunluk, suspus. Akıl danelerimiz, kelimelerin tuzağına sığınıyor. Domuzuna, “aydınlık kapılar” arayacaklarına, “durumun dumanlanması için” çanak tutuyorlar. Büyük çoğunluk, her zaman olduğu gibi, bu defa da uyutuluyor. “Aman ha, fincancı katırları ürkmesin!” Ürkerse, düzen bozulur. İyi kötü bölüştüğümüz helvamız acılaşır. Keyfimiz kaçar.<br />
      Yine de bazılarına aşk olsun! “Yalnız Kurt”u, yalnız bırakmadılar. Sokaklara çıkabilme cesaretini gösterdiler. Karşıda olanlara, “anlayacakları dilden cevap” ulaştırdılar. “Avrasya”, yönetenlerimizin gafleti sonucu, “Karadeniz’de çakıp söndü”. Tahterevalli, çift taraflı olarak gelip gitti. Denge, her iki tarafın baskısına maruz kaldı.<br />
      İşte bu yüzden, ilk defadır “Çeçen olmadığıma” sevindim. Şükür, Çeçen olmadığımız için, bizim “arkamız” çok. Dostumuz sayısız. Kim bize yan bakabilir? İşte bu yüzden de ilk defadır “Çeçen olmadığıma” üzüldüm. Çünkü, onların yanı başında yer alanlar, sayılarının azlığına bakmadan, sokağa dökülebiliyorlar. Fakat bizim, kimimiz var? Biz, “hasretin tarihini yazmış” bir milletiz.<br />
      “Yalnız Kurt, bir efsane!”<br />
      Yalnız Kurt, yaşayan tarih. Hem de seveni, sayanı olan bir tarih. Keşke biz de böyle bir tarihe sahip çıkabilseydik!..<br />
      Çıkabilseydik? Birçok şeyin değiştiğini görürdük.<br />
      Çıkabilseydik, İsa Yusuf Alptekin merhumu “bölücü” olarak suçlama gafletine düşmezdik.<br />
      Yalnız Kurt, bir efsane!<br />
      Fakat yaşıyor. Sonsuza kadar da yaşayacak.<br />
      Seveni, sayanı olmak; fena mı?<br />
      Çeçenlere “hür şafaklar” dilerim.         <br />
     <em> 26 Mart 1996</em></p>
<p align="left">      <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</strong></p></blockquote>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/koprununotesi.wordpress.com/93/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/koprununotesi.wordpress.com/93/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/koprununotesi.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/koprununotesi.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/koprununotesi.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/koprununotesi.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/koprununotesi.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/koprununotesi.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/koprununotesi.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/koprununotesi.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/koprununotesi.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/koprununotesi.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/koprununotesi.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/koprununotesi.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/koprununotesi.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/koprununotesi.wordpress.com/93/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=93&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/19/yalniz-kurt/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8278b44f035f6aa27157d345c44fff4f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Oyhan Hasan Bıldırki</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>AVRUPALIYIZ MI?</title>
		<link>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/17/avrupaliyiz-mi/</link>
		<comments>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/17/avrupaliyiz-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 07:04:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oyhan Hasan Bıldırki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serseri]]></category>
		<category><![CDATA[İç Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/17/avrupaliyiz-mi/</guid>
		<description><![CDATA[      Geçen yıl bu ay, bu mevsimde “Gümrük Birliği”ne; “zil” ve “def” sesleri arasında girmiştik. Bazılarımız bayram etmiş, bazılarımız da “vatan sevgilerinin samimiyetinden olacak”, isyanlara koşmuştu. Tarafların hepsi de, “kendi açıları”ndan haklıydılar. Birinciler belki geleceği “kapılanmak”ta, ikinciler de “ayağa kalkmak”ta görüyorlardı.       Olan oldu. Dere geçilirken at değiştirilmedi. Herkes, kendi sözlerinin uzandığı ufuklara tırmandı. “Kartlar [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=92&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="left">      Geçen yıl bu ay, bu mevsimde “Gümrük Birliği”ne; “zil” ve “def” sesleri arasında girmiştik. Bazılarımız bayram etmiş, bazılarımız da “vatan sevgilerinin samimiyetinden olacak”, isyanlara koşmuştu. Tarafların hepsi de, “kendi açıları”ndan haklıydılar. Birinciler belki geleceği “kapılanmak”ta, ikinciler de “ayağa kalkmak”ta görüyorlardı.<br />
      Olan oldu. Dere geçilirken at değiştirilmedi. Herkes, kendi sözlerinin uzandığı ufuklara tırmandı. “Kartlar açılınca”, aynı noktada buluşuldu.<br />
      Fakat, o gün bu gündür düşünürüm: Şimdi artık; “Avrupalıyız mı?” Dikkat buyurun; “Avrupalı mıyız?” demiyorum. Bana göre benim milletim, Avrupalıyı kare kare her alanda geçer. Yaşamaktan maksat “mutluluğu yakalamaksa”, birbirlerini ödünç bile olsa kaşımayan Avrupalı, dostluğun, yardımlaşmanın, sevgileri paylaşmanın, fedakârlık yapabilmenin “hangi noktası”ndadır? Bu noktada bizim gerimizde “nal toplayacak kadar bir mesafede” durmaktadırlar, değil mi?<br />
      İşte bu yüzden tekrara yatıyorum: “Avrupalıyız mı?”<br />
      Gördüğüm kadarıyla, “değiliz”. Avrupalı dün olduğu gibi, bu gün de bizi dışlamanın hesabında. Bunu doğrudan yapmasa bile, her devirde kolayca bulduğu “maşası” aracılığıyla, ekmeğimize kan doğramaya çalışıyor. Şimdiye kadar Avrupa’da hangi toplulukta yer aldıysak, sonuçta “kaybımızdan başka kazancımız” olmamıştır. Bunda politikacılarımızın basiretsizliği değil, Avrupalının niyeti son derece ağırlıklı rol oynar. “Türkiye bizden toprak talep etmezse” diyen ses, o kafanın aynasıdır. Bizimle ilgili olarak “korkunç hayâller” üretmişler, ürettiklerinin korkusuna tutulmuşlardır. Bu sebepten bizi sevmezler.<br />
      Yalnız, biz; onlara “bayılırız”. Avrupalılardan birinin eline “su dökebilmek için”, birbirimizle yarışırız. Bu yarışta, karşımızdakini küstürdüğümüz olmuştur. Ama Avrupalıyı, asla!<br />
      Şayet biz de Avrupalı olsaydık, gümrük birliği sayesinde bir yıllık olmanın verdiği kıdemin faydalarını toplamaya başlardık. Hatırlarsanız; şu kadar yardım, bu kadar destek dendi.<br />
      Ama biz, zil ve def sesleri arasında girdiğimiz Avrupa bütçesinden, “Avrupalı olmanın verdiği avantajla” bile olsa, zırnık yardım, zırnık destek almış değiliz. Fakat bazı saf dil işadamlarımız, okuması yazması olanlarımız, acemi politikacılarımız bu konuda tatlı rüyâlara yatmadılar, değil. Ya geleni onlar “kürekledi”ler, ya da rüyâları fos çıktı.<br />
      Kerameti kendinden menkûl gümrük birliği, nedense bizi Avrupalı yapamadı. Biz de göğsümüzü gere gere; “Avrupalı mıyız?” diyemedik. Çiçek çiçek açılan endişelerimizi dağıtmak, yüreğimizi soğutmak, biraz da “nimetlenmek” için olsa gerek: “Avrupalıyız mı?” sorusunu sorabilme cesaretindeyiz.<br />
      Ne çabuk unuttuk bilmem? “Zebunkeş Avrupalı”, bizi sömürmekte öteden beri var. Osmanlıyı küçülten, giderek haritadan silen sebep, işte buydu. Sebebin mimarı da “Avrupalı”.<br />
“Umutlarımızı rafa kaldırmalıyız.” Avrupalı muhabbetten değil, zordan anlar. Ege’nin öte yüzündeki komşumuz gibi yaparsak, “nimet bölüşümü”nden faydalanabiliriz. Fakat asla, “Avrupalı” olamayız. Yıllarca donuk bir soruda çengellenir umutlarımız: “Sahiden biz, şimdi Avrupalıyız mı?”    <br />
      <em>2 Mart 1996</em></p>
<p align="left">      <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</strong></p></blockquote>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/koprununotesi.wordpress.com/92/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/koprununotesi.wordpress.com/92/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/koprununotesi.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/koprununotesi.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/koprununotesi.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/koprununotesi.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/koprununotesi.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/koprununotesi.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/koprununotesi.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/koprununotesi.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/koprununotesi.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/koprununotesi.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/koprununotesi.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/koprununotesi.wordpress.com/92/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/koprununotesi.wordpress.com/92/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/koprununotesi.wordpress.com/92/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=92&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/17/avrupaliyiz-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8278b44f035f6aa27157d345c44fff4f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Oyhan Hasan Bıldırki</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ELİPS</title>
		<link>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/15/elips/</link>
		<comments>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/15/elips/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 07:02:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oyhan Hasan Bıldırki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Zamanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İç Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/15/elips/</guid>
		<description><![CDATA[      Elips; dairenin çembersizi, “çaptan düşmüş” olanı. Şu hükümet olayımız da böyle. Sanki bir dönme dolap, döndükçe dönüyor. Bu dönüş, “ne vakte kadar sürecek?” Bunu kestirmek güç.       Bu güçlüğe sebep ne?       Bir kere “yazılı ve görsel medya”, işin tadını kaçırdı. Her gazete ve kanal, “kendi gönlündeki hükümetten yana” tavır koyma hatasına düştü. Seçilenler, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=91&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="left">      Elips; dairenin çembersizi, “çaptan düşmüş” olanı. Şu hükümet olayımız da böyle. Sanki bir dönme dolap, döndükçe dönüyor. Bu dönüş, “ne vakte kadar sürecek?” Bunu kestirmek güç.<br />
      Bu güçlüğe sebep ne?<br />
      Bir kere “yazılı ve görsel medya”, işin tadını kaçırdı. Her gazete ve kanal, “kendi gönlündeki hükümetten yana” tavır koyma hatasına düştü. Seçilenler, hükümeti nasıl kuracak hususu umurumuzda değil. Görev alanları, kendi hallerine bırakmıyorlar. Gidene; “Şöyle yapsaydın!” derken, bu defa yeni gelene de; “Şöyle yapmalısın!” diye yükleniyorlar. Dahası, adamları gölge gibi izleyerek, “yirmi dört saatlerinin içine” giriyorlar. Gecikince, “kıyameti koparmak” işin cabası. Habercilik uğruna, Türkiye’nin geleceğini kararttıklarının farkında değiller.<br />
      Biz milletçe, “Şimdi ne olacak?” düğümünün endişesini yaşıyoruz. Hükümetsizlik, ekonomiden siyasete, kültürümüzden çarşı-pazara kadar bütün dengeleri alt üst etti. Pazar, “el yakıyor”. Siyaset, “hınk deyicilerin havanına” döndü. Ekonomi, Allah’a havale edildi. Herkes, her kurum ve kuruluş kendi gönlünce fiyat ayarlaması peşinde. Sınırlarımızın ötesinde, “tehlikenin bini bir para” eder olmuş. Zaafımız, fırsat kollayan komşularımızın “kazanç hanesi”ne yazılıyor. Suriye, “su meselesi”ni kaşırken, Bulgaristan da boş durmuyor. Onlar da, ülkelerindeki soydaşlarımızın ekmeğine kan doğramakla meşguller. Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin başarısını içlerine sindiremiyorlar. Bu hareketin üyelerinden Türk aday Rasim Musa, Kırcaali Belediye başkanlığını kazanıyor. Hiç olur mu? Bulgaristan Sosyalist Partisi’nin baskıları sonucu, başkanlık seçimleri iptal ediliyor. Bu arada Alman hükümeti de “çifte vatandaşlığa karşı olduğunu” açığa vuruyor. Yeşiller Partisi’nin Türk kökenli Alman milletvekili Cem Özdemir ile Kertsin Müller ve Volker Beck tarafından verilen “çifte vatandaşlık” önergesi, 1998 yılına kadar bir daha görüşülmemek üzere geri çevriliyor. Reddin gerekçesi, oldukça düşündürücü: “Çifte vatandaşlık, iç barışı bozar.”<br />
      Dedik ya, elips; dairenin çembersizi. Görüyorsunuz; işler, “şirazesinden çıkmış” gidiyor. Ekmek, el yakıyor. Ucuz ekmeğe hücumdan “payını alamayanların” boynu bükük. Gözlerinde yenilmişliğin tarifsiz acıları donuklaşıyor. Sivas’ta ortalığı kana bulama ve cana tasallut kumpasları tezgâhlanıyor. Fakat, “seçilmişlerimiz uykuda”. Asıl görevlerini, sanki bize, seçenlere bırakmışlar. Kurnazlık numarasına yaslanarak, “erken seçim”e yatıyorlar. Yeni bir seçim, ekonomik dengeleri alt üst edermiş, umurlarında mı?<br />
      Varsın, onların gönüllerinin dileği yerine getirilsin. Beyzadelerin keyfi gelsin. “Bir seçim daha yaparsak, kıyamet mi kopar?” İşte bu yüzden, erken seçim bir kere daha denenmeli. Herhalde bu geçen, boşa tüketilen zaman dilimi içinde, seçmenin fikri değişmiş olmalı. Bu “billurlaşan değişiklik” de, sandığa dökülmeli. Dökülmeli ya? Bu defa millet, asıl görevlerini unutanlara, “unutulmayan fotoğraflar” albümü hediye etmeli. Baktıkça, önlerine düşen sakallarını görsünler. Elips; dairenin çembersiziymiş.<br />
      Varsın bu defa doğruluk, biz de kalsın. Biz de az buçuk çapsızlaşıp, “çaptan düşmüş”lere hadlerini bildirelim.<br />
      “Fırsat önümüze düşerse, aman kaçırmayalım, ha!”<br />
      <em>15 Şubat 1996</em></p>
<p align="left">      <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ</strong></p>
</blockquote>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/koprununotesi.wordpress.com/91/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/koprununotesi.wordpress.com/91/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/koprununotesi.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/koprununotesi.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/koprununotesi.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/koprununotesi.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/koprununotesi.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/koprununotesi.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/koprununotesi.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/koprununotesi.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/koprununotesi.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/koprununotesi.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/koprununotesi.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/koprununotesi.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/koprununotesi.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/koprununotesi.wordpress.com/91/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=91&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/15/elips/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8278b44f035f6aa27157d345c44fff4f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Oyhan Hasan Bıldırki</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>“YENİ TANZİMAT MI?”</title>
		<link>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/13/%e2%80%9cyeni-tanzimat-mi%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/13/%e2%80%9cyeni-tanzimat-mi%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 06:51:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oyhan Hasan Bıldırki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İç Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/13/%e2%80%9cyeni-tanzimat-mi%e2%80%9d/</guid>
		<description><![CDATA[      Yaklaşık “yüz küsur yıl” önce de böyleydi. “Fikirsizlik sıkıntısı” dal budak salmış, aydınlarımızın tama yakını, “yabancı denizlerde” yüzme öğrenmeye çıkmışlardı. Sonunda da koca “Osmanlı çınarı”, devrilivermişti.       “Çaresizlikler dönemeci”, Osmanlı’yı bunalmıştı. Sanayi devrimi, bizi faka bastırmış, “tongaya düşürmüş”tü. Lale Devri’nin yenilikleri, “Vak’ayı Hayriyye” sayesinde belki sürdürülebilecekti. Fakat Osmanlı, “ne kadar Avrupa’ya yaklaşırsa yaklaşsın”; Avrupalı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=90&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="left">      Yaklaşık “yüz küsur yıl” önce de böyleydi. “Fikirsizlik sıkıntısı” dal budak salmış, aydınlarımızın tama yakını, “yabancı denizlerde” yüzme öğrenmeye çıkmışlardı. Sonunda da koca “Osmanlı çınarı”, devrilivermişti.<br />
      “Çaresizlikler dönemeci”, Osmanlı’yı bunalmıştı. Sanayi devrimi, bizi faka bastırmış, “tongaya düşürmüş”tü. Lale Devri’nin yenilikleri, “Vak’ayı Hayriyye” sayesinde belki sürdürülebilecekti. Fakat Osmanlı, “ne kadar Avrupa’ya yaklaşırsa yaklaşsın”; Avrupalı “ejderha kesilecek”ti. Azınlık hakları derken, İslamiyet’in dışındaki dinî cemaatlere de “yeni haklar” diyecekti. İdareye yukarıdan bakan aydınları “destekleyecek”, korkup sinen aydınları da “pasifize” edecekti.<br />
      Ya, Mısır Valisi Mepmet Ali Paşa? “İsyanın tam ortasına yürüyecek”, bizim olan Suriye’yi ele geçirme sevdasına düşecekti. Ordumuz, Nizip’te bozulacak; kaptanı deryamız, koca donanmamızı “Mehmet Ali Paşa’ya götürüp” teslim etme ihanetine saplanacaktı.<br />
      Sonrası; “Gülhane Hattı Hümâyûnu”.<br />
      Yani “Tanzimat Fermanı”.<br />
      Yani “Osmanlı çınarının devrilişi!”<br />
      Bu tarihî olayda, “sözde yanımızda olan” yabancı ülkeler arasında Fransa, İngiltere, Almanya ve Rusya vardı. Ortodoksların, daha ziyade “Rumlar”ın hamiliği, kuzey komşumuza bırakılmıştı. Avrupa’dan esen baskılar sonucu, “millî kimlik elbisemizden” Soyunduk. Avrupalı olmak için, ne gerekiyorsa yaptık. Sonuç; tarih sayfalarında şöyle özetleniyor: “Onca can, dökülen kan ve elden çıkan vatan!”<br />
      Ne zamana kadar?<br />
      Onca küsur yıl sonunda, “şimdi de aynı tufanlardayız”. Yabancının ağzına bakmaktan, bir hükümet meselesini bile çözemedik. “Aman ha!” korkuları, ufkumuza set olmuş. Aklı olanlarımız, “akılsızlık reçeteleri”nde çare arıyor. Aydınlarımız, birbirlerine “sayıları kadar farklı fikir”deler. Baş tacımız Fransa, PKK’yı yedeklerken, İngiltere de Kuzey Irak’ta yeni “Şark Meselesi”ni kaşıyor. Kendi ipliğine düğüm atamayan Rusya, Yunanistan tezgâhında. Denizaşırı Kardak, “Mısır Olayı”nın günümüzdeki benzeri. Aradaki tek fark; hain bir kaptanı deryamızın bulunmayışı. Hangi hakkın peşinde olduklarından ziyade, “yabancı ideoloji kırıntıları”nı haykırmak için yürüyen, yürürken, yakıp yıkan öğrenciler, işin tuzu-biberi. Türkiye kaynıyor!<br />
      Seçilmişlerimiz, yakaladıkları “sağır tencerelerde hükümet kaynatma” sevdasına kapılmışlar. Başbakanlık yarışından sarhoş olmalılar, “tehlikenin farkında” değiller. Hoş daha önceden de farkında olsalardı, “Atatürk’ün güzel ülkesi”ni, aralarında “Atatürkçü” olduklarını söyleseler de, bu duruma düşürmezlerdi.<br />
      Şimdi aklımızı başımıza almak, “sayıyla kendimize gelmek” zamanıdır. Çünkü biz, “yeni Tanzimat” dönemine hızla koşuyoruz. Uzlaşacaklar, birbirlerinden uzaklaşıyorlar. “Beşli çete”, Türkiye’yi değil, önce “kendi çıkarları”nın hesabına yattıklarından, birbirimizi nasıl harcarızın bulmacasını düşünüyor. Günler, su gibi akıp gidiyor. Millet, “umutsuzluğun girdabı”na düşmüş. Şimdilik, yalnızca seyrediyor.<br />
      Ne zamana kadar? İşte, burası belli değil!<br />
      Tehlike burada.<br />
      “Yeni Tanzimat”, bizim çöküşümüzü hazırlamasın?<br />
      Benim korkum, işte bu!<br />
      14 Şubat 1996</p>
<p align="left">      Oyhan Hasan BILDIRKİ</p>
</blockquote>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/koprununotesi.wordpress.com/90/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/koprununotesi.wordpress.com/90/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/koprununotesi.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/koprununotesi.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/koprununotesi.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/koprununotesi.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/koprununotesi.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/koprununotesi.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/koprununotesi.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/koprununotesi.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/koprununotesi.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/koprununotesi.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/koprununotesi.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/koprununotesi.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/koprununotesi.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/koprununotesi.wordpress.com/90/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=koprununotesi.wordpress.com&amp;blog=847612&amp;post=90&amp;subd=koprununotesi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koprununotesi.wordpress.com/2007/09/13/%e2%80%9cyeni-tanzimat-mi%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8278b44f035f6aa27157d345c44fff4f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Oyhan Hasan Bıldırki</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
