Bizim dışımızdaki Türk ülkelerinden biri Kırgızistan. Fakat bu kardeşlerimizin de bizden yana sıkıntıları var. İç politikadaki açmazlarımızdan olsa gerek, diğerleri gibi, onlara da “soğuk duruyoruz.” Halbuki Kırgızistan, ülkemiz için, Asya-Pasifik memleketlerine kapı olabilecek bir konumdadır. Biz, Avrupa kapılarında boşuna zaman tüketirken, herhalde bu kapıyı gözden çıkardık gitti. Onlar bugünlerde, bir milyon mısralı ve dünyanın en uzun sözlü destanı Manas’ın bininci yılını kutlama heyecanı içindeler.
Bu maksatla, Kırgızistan Meclis Başkanı Bayev, Sayın Hüsamettin Cindoruk’un “ulusal egemenlik kutlamaları çağrısı”na uyarak, Türkiye’ye geliyor. Hem bizim gönlümüzü alacak, hem Manas Destanı ile ilgili yaptığımız çalışmaları yerinde görecek. Bayev, oldukça dikkatli biri. Gündeminde tuttuğu konuların takipçisi. Cindoruk’la yaptığı görüşme sırasında, Türk Eximbank’ın vadettiği kredileri alamamaktan yakınıyor. Cindoruk da, bundan son derece rahatsız olduğunu, Eximbank ve “hükümet yetikilileri”nden sebebini soracağını söylüyor.
Daha önce de bu ülkenin Ankara Büyükelçisi Tölömüş Okayev, kendilerine yardıma hazır olan büyük Türk şirketlerinin, Eximbank kredilerinin açılmasını beklediklerini söylediklerini hatırlatarak, Türkiye’nin yapacağı yardımlar için; “Türkiye bize balık vermesin ama olta göndersin. Biz oltayla kendimiz balığı yakalayabiliriz.” demişti. Üstesine Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel de, 25 milyon dolarlık kredi vaadinde bulunmuştu. Hayli zaman geçmesine rağmen, vaad edilen kredilerden hiçbirinin gerçekleşmediği, sözde kaldığı görülüyor.
Havanda su mu dövüyoruz, ne? Darda kalan, kendi balıklarını tutabilmek için, bizden olta bekleyen Kırgızlara, ne zaman yardım elimizi uzatacağız? Düğümü çözmek için, ille Ahmet Vardar’lık veya “Arena”lık mı olalım?
Hep biliriz: Dost, kara günler için lâzımdır. Ak günlerde, yüze gülenlerde vefa bulunmaz. Olsaydı; Leylâ, o unutulmaz efsane kahramanı Leylâ, Mecnun’undan uzaklaşır mıydı? Konuyla ilgili duygularımı, daha kestirmeden anlatmak için, görebildiğim şiirlerini dikkatle okuduğum Cemil Kanca’nın mısralarıyla sözlerimi tamamlamak istiyorum:
“Nice Leyla’lar gördüm
Yürekleri iğdiş edilmiş
Tünellerinden öyle kapkara
Ben girdim ben çıktım zamanın
Görmedim Leyla’nın vefalısını.”
Ne dersiniz? Kırgızistan’ı unuttuk mu?
5 Mayıs 1995
Oyhan Hasan BILDIRKİ




