GELİŞMELER

21 06 2007

      Irak'ta olup bitenler

      Ufkumuz sıcaklaşıyor. Yaşadığımız ve bizi kuşatan coğrafya ısınıyor. Sanki bir şeylere gebe. Sürprizlere alışmak, hayrete düşmemelere hazırlanmak gerek. Zaman, her zamanki gibi ağını örmeye devam ediyor. Bu ağın inceliklerini anlamak, “tuzak”lara yakanızı kaptırmamak için, zamanı, zamanı gelmeden okuyabilmeliyiz. Yoksa, zarar görenlerden oluruz.
      “Hollandalı”nın yaptığı küstahlık, her şeyin başlangıcı oldu. Avrupa Parlamentosu’ndaki temsilcilerimiz geri döndüler. Görüyorsunuz, iyi de yaptılar. Biz onlara yalvaracağımıza, kendileri kapımıza düştüler. Demek ki arada bir, dostlarımızla anladıkları tarzda konuşmak lâzımmış. Naz yapmak, sonuçları önceden iyi hesaplanırsa, dışarıda başarıya ulaşmanın en kestirme yoludur. Şimdi bunun meyvelerini topluyoruz. Yalnız direnmek, başkaldırmaya dönüşmemelidir.
      Kuzey Irak’taki askerlerimizin büyük bir kısmı döndü. Resmî açıklama, görevin tamamlandığı şeklindedir. Elbette, orada kök salıp kalacak değildik! Fakat, yabancılardan çok, içeride kıyamet koparmanın anlamı ne idi? Bunu kestirmek zor. Derken, sınır tartışmaları başladı. Yine olumsuz sesler yükseldi. “Sırası mı?” tartışmaları başlatıldı. Ben, sırası olduğunu sanıyorum. Dövülecekse, demirin tavında dövülmesinden başka çare var mı? Çevrilen dolaplar sayesinde, dağların uç noktalarından geçirilen sınırlarımızın güvenliğini, ne şekilde sağladığımız belli. Bırakalım da, bu sınırlar, yolgeçen hanı olmaya devam mı etsin?
      Devlet Bakanımız Yıldırım Aktuna’ya bravo! Azminden dolayı, kendisini kutlarım. Barış ve dostluk mesajlarımızı, Yunanistan’ın dışındaki bazı ülkelere de, aynı şekilde göndermeliyiz. İlk defa bir bakanımız, alışılmışın aksine, bir dost ülkeye, bizim sınırımızdan çıkarak, karayoluyla gidiyor. Fakat Yunanlı, daha ilk etapta, değerli bakanımızın da içinde yer aldığı aracı “dezenfekte” etmekle, dostluk anlayışlarının derecesini sergiliyor. Aslında karşılaşılan tutum, “diplomatik bir skandal”dır. Fakat ne yapsalar, ne etseler de, gönderilen mesaj, yerine ulaştırılacaktır. Böylece Yunanlının “kadim niyetleri” de tek tek ortaya çıkacaktır. Bundan, çıkaracağımız sayısız dersler olmalı.
      ABD, ansızın İran’a ambargo koydu. Bu meselede biz, çok dikkatli olmalıyız. Başkalarını beklemeden, bu ambargoya taraf olmadığımızı, bütün dünyaya duyurmalıyız. Yoksa, Asya’daki kardeşlerimize açık tek kapıyı da, kendi elimizle kapatırız. Doğacak zararları, artık bu milletin omuzlarına saramayız. Sararsak, milletimize yazık ettiğimiz gibi, Türkmenistan’ı da kaybederiz.
      Unutmayalım; bizim hem içeride, hem dışarıda sağlam dostlara ihtiyacımız var.
      Bu uğurda gereken ne ise, şimdi yapalım.
      Arkaya kalırsak, saçımızı yolarız!
      9  Mayıs 1995

      Oyhan Hasan BILDIRKİ