ELİPS

15 09 2007

      Elips; dairenin çembersizi, “çaptan düşmüş” olanı. Şu hükümet olayımız da böyle. Sanki bir dönme dolap, döndükçe dönüyor. Bu dönüş, “ne vakte kadar sürecek?” Bunu kestirmek güç.
      Bu güçlüğe sebep ne?
      Bir kere “yazılı ve görsel medya”, işin tadını kaçırdı. Her gazete ve kanal, “kendi gönlündeki hükümetten yana” tavır koyma hatasına düştü. Seçilenler, hükümeti nasıl kuracak hususu umurumuzda değil. Görev alanları, kendi hallerine bırakmıyorlar. Gidene; “Şöyle yapsaydın!” derken, bu defa yeni gelene de; “Şöyle yapmalısın!” diye yükleniyorlar. Dahası, adamları gölge gibi izleyerek, “yirmi dört saatlerinin içine” giriyorlar. Gecikince, “kıyameti koparmak” işin cabası. Habercilik uğruna, Türkiye’nin geleceğini kararttıklarının farkında değiller.
      Biz milletçe, “Şimdi ne olacak?” düğümünün endişesini yaşıyoruz. Hükümetsizlik, ekonomiden siyasete, kültürümüzden çarşı-pazara kadar bütün dengeleri alt üst etti. Pazar, “el yakıyor”. Siyaset, “hınk deyicilerin havanına” döndü. Ekonomi, Allah’a havale edildi. Herkes, her kurum ve kuruluş kendi gönlünce fiyat ayarlaması peşinde. Sınırlarımızın ötesinde, “tehlikenin bini bir para” eder olmuş. Zaafımız, fırsat kollayan komşularımızın “kazanç hanesi”ne yazılıyor. Suriye, “su meselesi”ni kaşırken, Bulgaristan da boş durmuyor. Onlar da, ülkelerindeki soydaşlarımızın ekmeğine kan doğramakla meşguller. Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin başarısını içlerine sindiremiyorlar. Bu hareketin üyelerinden Türk aday Rasim Musa, Kırcaali Belediye başkanlığını kazanıyor. Hiç olur mu? Bulgaristan Sosyalist Partisi’nin baskıları sonucu, başkanlık seçimleri iptal ediliyor. Bu arada Alman hükümeti de “çifte vatandaşlığa karşı olduğunu” açığa vuruyor. Yeşiller Partisi’nin Türk kökenli Alman milletvekili Cem Özdemir ile Kertsin Müller ve Volker Beck tarafından verilen “çifte vatandaşlık” önergesi, 1998 yılına kadar bir daha görüşülmemek üzere geri çevriliyor. Reddin gerekçesi, oldukça düşündürücü: “Çifte vatandaşlık, iç barışı bozar.”
      Dedik ya, elips; dairenin çembersizi. Görüyorsunuz; işler, “şirazesinden çıkmış” gidiyor. Ekmek, el yakıyor. Ucuz ekmeğe hücumdan “payını alamayanların” boynu bükük. Gözlerinde yenilmişliğin tarifsiz acıları donuklaşıyor. Sivas’ta ortalığı kana bulama ve cana tasallut kumpasları tezgâhlanıyor. Fakat, “seçilmişlerimiz uykuda”. Asıl görevlerini, sanki bize, seçenlere bırakmışlar. Kurnazlık numarasına yaslanarak, “erken seçim”e yatıyorlar. Yeni bir seçim, ekonomik dengeleri alt üst edermiş, umurlarında mı?
      Varsın, onların gönüllerinin dileği yerine getirilsin. Beyzadelerin keyfi gelsin. “Bir seçim daha yaparsak, kıyamet mi kopar?” İşte bu yüzden, erken seçim bir kere daha denenmeli. Herhalde bu geçen, boşa tüketilen zaman dilimi içinde, seçmenin fikri değişmiş olmalı. Bu “billurlaşan değişiklik” de, sandığa dökülmeli. Dökülmeli ya? Bu defa millet, asıl görevlerini unutanlara, “unutulmayan fotoğraflar” albümü hediye etmeli. Baktıkça, önlerine düşen sakallarını görsünler. Elips; dairenin çembersiziymiş.
      Varsın bu defa doğruluk, biz de kalsın. Biz de az buçuk çapsızlaşıp, “çaptan düşmüş”lere hadlerini bildirelim.
      “Fırsat önümüze düşerse, aman kaçırmayalım, ha!”
      15 Şubat 1996

      Oyhan Hasan BILDIRKİ


İşlemler

Bilgi

Yorum yapın