GÜNDEMİ DURDURMAK

7 07 2007

      Bir koşturmacadır tutturmuş, gidiyoruz. Tek amacımız koşturmak olduğundan mı nedir, başka bir şey düşünmüyor, dönüp geriye bakma ihtiyacını duymuyoruz. Böyle davrandığımız için, bir önceki “gündem” ile sonraki “gündemler” arasındaki bağları, birbirleriyle oranlayamıyoruz. Yaşamak, daha iyi yaşamak isterken, arada boğulup gidiyoruz.
      Hâlbuki devamlı koşturmak, yeni gündemlerin peşinden gitmek şart mı? Bir işi sonuçlandırmadan, diğerine başlamak bize ne kazandırır?
      Bana göre, “bunalım”ın ve “kayıp”larımızın tek sebebi, yukarıdaki soruların cevabında yatmaktadır. Gündem değiştikçe, aslında hiçbir iş yapılmıyor, sözüm ona işler üzerinde lâf üretiliyor, zaman tüketiliyor.
      İnsan için, kaybedilen zamanın belki önemi yok. Fakat bu kaybedilen zaman, bir milletle ilgiliyse, işte bunun bedeli pek ağırdır. Yitirilen zamanı, boşuna tüketilen enerjiyi, ne yaparsanız yapınız, tekrar geriye getiremezsiniz.
      Sözü uzattım mı, ne?
      Ülke topraklarımızdan geçecek “petrol” ve “doğal gaz” boru hatları ile ilgili gelişmeler ne âlemde? Onların bizden istediklerine, bizim taahhütlerimize, ne oranda uyduk? Bunlardan kaçını, karşılıklı olarak yerine getirdik? Kuzey Irak’ı unuttuk mu? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni, uluslararası arenadaki “hukuksuz hukukçuların” himmetine mi bırakacağız? Olan olur, her şey yoluna girer mi, diyeceğiz? Geçen gündemi, daha çetrefil olan yeni gündemin maddeleri arasına mı alacağız?
İşte problem burada!
      Bizim, “gündem yazıcı”larımız yok. “Gündem yapıcı”larımız, nedense gündem yazma veya yazdırma ihtiyacını duymuyorlar. Bu yüzden, bazı can alıcı noktalar, gözden kaçıyor, unutuluyor, zamanında yerine getirilemiyor. Bütün bunların zorlu sonuçlarına da, milletçe katlanmak zorunda bırakılıyoruz.
      O halde ne yapmalıyız?
      Önce “gündem yazıcı”larımız olmalı. Onların hatırlatmaları üzerine, ilgili gündem maddelerini tek tek çözümleyip geçmeliyiz. Daha sonra, gündemi değiştirmeli ve değişen gündemle ilgili işlemlerle uğraşmalıyız.
      Aksine davranışlar, başarısızlık getirir.
      Biz, milletçe işte bunun acısını çekiyoruz.
      9 Haziran 1995  

      Oyhan Hasan BILDIRKİ