KIPIRDANIŞLAR

27 07 2007

Fantom

      Mehmet Akif’in ne kadar haklı olduğunu bir kere daha anlıyoruz. Anlıyoruz ne demek? Dakika dakika yaşıyoruz. “İstiklâl Marşı”mızın bu mümtaz şairi: “Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar.” dediği için az mı çekti? Kimden? Kendi içimizden yetişen, “çifte anahtar” hülyasının korkunç havarileri, barışın yorulmaz süvarilerinin “sitem okları”nı sabırla göğüsledi. Tıpkı Bosnalı gibi.
      Bosna; uygarlık üzerinde yankılanan, gittikçe genişleyen bir “kan lekesi”dir. Sudan sebeplerle yaratılan dramı, yaşanan vahşeti, taze bebelerin bile kurşunlanışını hep birlikte yaşıyoruz. Bazılarının dışında Batı, hâlâ işin “makyajı”nda. Sildiğinizde, onun altından “korkunç bir surat”ın çıktığını görüyor, dehşete kapılıyoruz. Adı ister NATO, ister AB, ister BM olsun; bütün bu sıralı sözde teşkilâtlar, “nalıncı keseri” gibi çalışmaktalar. Aslında onlar, “yeni dünya düzeni”nin hangi çizgi üzerinde yürüdüğünün farkındalar. Kendi ağlarını, “İslâm”a ve “insan”a karşı örüyorlar.
      Şükür, beri taraftakiler uyandı. Bosna vahşeti, Müslüman ülkelerin gözünü açtı. En umulmadık uzak noktalarda bile “kıpırdanışlar” başladı. İslâm Kalkınma Örgütü’nün Cenevre’deki son toplantısı, bardağın taşmasına yetti. Barış yüzlü Batılı dinozorun gerçek niyeti su üstüne çıktı. İKÖ’nün üyeleri, kerameti kendinden menkul BM ile hesaplaşacaklar.
      Şimdilik Bihaç, Zepa yanıyor. Her iki şehir, kendi imkânlarıyla Sırp cellatlarına karşı savaşıyor. BM seyirci. Üstesine üstlük Bihaç, Fikret Abdiç hainine de direniyor. AB’li dinozorlar, Gorajde’nin savunulması hakkında “laf üretiyor”lar. Fakat Malezya ayaklanmış, yürüyor. Onları, bütün kalbimle alkışlıyorum. Onlar, BM’ye rağmen, Bosna-Hersek’e silâh satışı kararı aldılar. Bu konuda, hiçbir şekilde BM’yi dinlemeyeceklerini de deklare ettiler. Sadece bununla kalmayıp, BM emrindeki askerlerine, Bosna’da “barışı korumak için” değil, “barışı yerleştirmek için” bulunduklarını bildirdiler. Bosna’ya “topyekün” destek olacaklarını belirtiler. Bu kıpırdanış, değişik ülkelerde de yankılandı. Suudi Arabistan, Ürdün ve İsrail de, “S.O.S” çığlıkları yükselen Bosnalıya yardıma soyundular.
      Elbet bu yarışta, benim ülkem de var. Bu konuda fitilin ucunu ateşleyen ilk ülke, Türkiye’dir. Bunu iyi biliyoruz. TBMM’de açıklanan ortak kararların, tam bir kararlılıkla, ne pahasına olursa olsun, derhal uygulanmasını istiyoruz. Zira Zepa da düştü, düşecek. Zira Bosna, az da olsa “Türkiye demek”tir. Unutulmasın ki Bosnalı, aslında bizim “nâr”ımıza yanıyor. Sırpların sözde başkenti Pale’ye, bir uçak da biz göndersek, kıyamet mi kopar? Hiç sanmam.
      Çünkü, arkasızı “alçak eşek sanan” eşekler, ancak bu dilden anlarlar. Fazla değil, bir uçak…
      Bir uçak, Bosna’ya “gerçek barış”ı getirecektir.
      Gerisi: Sivrisinek saz! 
      27 Temmuz 1995

      Oyhan Hasan BILDIRKİ