İnsan, sevdiği veya sevmediği konularda, nasıl tarafsız kalabilir, “yansız” olabilir, aklım almıyor. Bu durumu, nedense, içime sindiremiyorum. Korkaklığın adı, yansızlık mı oldu, ne?
Birtakım adamlara bakıyorum, şaşıyorum. Ülkemiz, kan çanağına döndürülmek isteniyor, bazılarının kılı bile kıpırdamıyor. Fikrini söylemediği gibi, “manşete çıkmamak” için olmalı, en karanlık örtülerin arkasına gizleniyor. Hiç oralı olmadığı gibi, sanki bu ülkede yaşamıyor, bizimle aynı nimetleri paylaşmıyor havasına giriyor.
Elbette sokağa çıkmayalım, taşkınlık yapmayalım. Fakat, Clinton’a yazdığı mektupta: “Ancak, demokratik bir Türkiye ile görüşürüm.” deme cesaretini kendinde bulan Yunan Başbakanı Papandreu’nun sözlerini yutalım mı? Bu sözlerdeki demokratik olmama hakareti, hepimize karşı yapılmıyor mu? Aynı ülke millet vekillerinden Teodorus Pangalos’un; “Türkiye çok tehlikeli bir ülke. Ege’de karasularımızı 12 mile çıkarmak için yeni haritalar çizilmesi gerekecek.” sözleri, yenilir, yutulur cinsten mi?
Öyleyse, bırakalım, düşman bildiğini işlesin. Nasıl olsa, sayıları sınırsız oranda kalabalık olan yansızlarımız, komşumuzun bu tutumuna da bir “kılıf” bulurlar. Dostluktu, barış içinde yaşamaktı, kardeşlikti derken, “tehlike günleri”nde de sıvışacak bir delik bulurlar.
Dışardakiler, Türkiye için can atarken, içerdekilerden çok azı müstesna, yansızlarımız, Türkiye’nin ekmeğine kan doğruyorlar. Sanki gidecek, başka bir Türkiye’leri var.
Türkçe’miz, bilim dili olmaktan dışlanıyor. Dışlansın!
İki bin yılında Türkiye’yi karanlık bekliyor. Beklesin!
ABD’de, İran’a karşı Türkiye’yi yanına çekmek istiyor. Çeksin!
Rusya, sözde bağımsız devletler topluluğu üyeleriyle müşterek sınırlarımıza asker yığıyor. Yığsın!
İyi de, bu dışlasınlarla, beklesinlerle, çeksinlerle, yığsınlarla nereye varacağız? Türkçe’ye, nükleer santrale, İran’a karşı çıkarken, Rusya’ya gülücükler mi dağıtalım? Böyle olduğunu düşünüyorsanız, siz de yansızları oynuyor ve bu ülkeyi sevmiyorsunuz demektir.
Sizi bilmem ama ben, ülkemi çok seviyorum. Bu sebeple de, yansız değil, “taraf”ım. Canımdan başka, ülkem uğruna verebileceğim bir başka zenginliğim de yok. Onu olsun, bana bırakın. Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu bu ülke, bizim. Onun geleceği için korkaklığı, pısırıklığı bir yana bırakmalıyız. Benim yerime başkaları, tehlikeye soyunsun anlayışını da terk edelim. Fedâkarlık yapmaya hazırlıklı olalım.
Yoksa?
Yansızlık türküleri çağıra çağıra bizi, bir kaşık suda boğarlar. Unutmayalım ki, Türkiye Cumhuriyeti, bîtaraf olanların teriyle değil, kelimenin tam manasıyla “taraf” olanların gayretiyle, kanı ve canıyla kurulmuştur.
Tehlikedeysek, taraflaşalım.
26 Mayıs 1995
Oyhan Hasan BILDIRKİ




